İdari yargıda dava açma süreleri hak düşürücü niteliktedir. Süresi geçirildikten sonra açılan bir dava, haklı olunsa dahi esasa girilmeden reddedilir. Bu nedenle bir idari işlemin tebliğ edilmesinden sonraki ilk iş, dava açma süresinin doğru şekilde tespit edilmesidir.
1. Genel dava açma süreleri
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesine göre, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde dava açma süresi:
- Danıştay ve idare mahkemelerinde 60 gün,
- Vergi mahkemelerinde 30 gündür.
Özel kanunlarda bu sürelerden farklı, çoğunlukla daha kısa süreler öngörülebilir. Örneğin bazı ihale, seçim ve acele kamulaştırma uyuşmazlıklarında süreler belirgin şekilde kısadır. Bu nedenle her işlem bakımından dayanak mevzuatın ayrıca incelenmesi gerekir.
2. Süre ne zaman başlar?
Dava açma süresi kural olarak:
- İdari uyuşmazlıklarda, işlemin yazılı bildirimini izleyen günden,
- Vergi uyuşmazlıklarında, tahakkuku veya cezayı içeren belgenin tebliğini izleyen günden,
- İlanı gereken düzenleyici işlemlerde, ilan tarihini izleyen günden
itibaren işlemeye başlar. Düzenleyici işlemin uygulanması üzerine, düzenleyici işlem ile birlikte uygulama işlemine karşı da dava açılabilir.
3. İdareye başvurunun süreye etkisi
İlgililer, dava açma süresi içinde işlemin kaldırılmasını, geri alınmasını, değiştirilmesini veya yeni bir işlem yapılmasını üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapan makamdan isteyebilir (İYUK m. 11). Bu başvuru işlemekte olan dava açma süresini durdurur.
Başvurunun reddedilmesi veya kanunda öngörülen süre içinde cevap verilmemesi hâlinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar. Ancak başvuru tarihine kadar geçmiş olan süre de hesaba katılır; yani süre baştan başlamaz, kaldığı yerden devam eder.
4. İdarenin sessiz kalması
Kişiler, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idareye başvurabilir. Kanunda belirtilen süre içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır ve bu zımni ret üzerine dava açma süresi işlemeye başlar. İdarenin süre geçtikten sonra cevap vermesi hâlinde, cevabın tebliğinden itibaren de dava açılabilmesi mümkündür.
5. Sürelerin hesaplanması
- Süre, tebliğ gününü izleyen günden başlar; tebliğ günü hesaba katılmaz.
- Sürenin son günü resmi tatile (hafta sonu, ulusal ve dini bayramlar) rastlarsa, süre tatili izleyen ilk iş gününün mesai saati bitiminde sona erer.
- Adli tatil döneminin (20 Temmuz – 31 Ağustos) sürelere etkisi ayrıca değerlendirilmelidir.
- Dilekçenin görevli olmayan bir mahkemeye verilmesi hâlinde dahi, belirli koşullarla süre korunabilir; ancak buna güvenilmemelidir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki görüş niteliği taşımaz.